Mevzuat ve Uygulama Değişiklikleri
Anasayfa / Ülkeler / Mevzuat ve Uygulama Değişiklikleri

MEVZUAT VE UYGULAMA DEĞİŞİKLİKLERİ

 

1.Bakım Sigortası Ödemeleri

 

 

1 Ocak 2010 tarihi itibariyle bakım sigortası ödemeleri artırılmıştır.

 

a)      Ayakta bakım ödeneği (aylık)

·         1.basamak bakım durumu: 420 Avrodan 440 Avroya,

·         2.basamak bakım durumu: 980 Avrodan 1.040 Avroya,

·         3.basamak bakım durumu: 1.470 Avrodan 1.510 Avroya yükseltilmiştir.

 

b)    Bakım parası (aylık)

·         1.basamak bakım durumu: 215 Avrodan 225 Avroya,

·         2.basamak bakım durumu: 420 Avrıdan 430 Avroya,

·         3.basamak bakım durumu: 675 Avrodan 685 Avroya yükseltilmiştir.

 

c)    Yılda 4 haftaya kadar aile bireylerine ödenen geçici bakım parası

·         1.basamak bakım durumu: 215 Avrodan 225 Avroya,

·         2.basamak bakım durumu: 420 Avrıdan 430 Avroya,

·         3.basamak bakım durumu: 675 Avrodan 685 Avroya,

·         aile dışından bir kişiye ödenen geçici bakım parası 1.470 Avrodan 1.510 Avroya yükseltilmiştir.

 

d)   Asgari bir yıllık kısa süreli bakım ödeneği

       1.470 Avrodan 1.510 Avroya artırılmıştır.

 

e)   Kısmi yatılı günlük ve gecelik bakım ödeneği (aylık)

·         1.basamak bakım durumu: 420 Avrodan 440 Avroya,

·         2.basamak bakım durumu: 980 Avrodan 1.040 Avroya,

·         3.basamak bakım durumu: 1.470 Avrodan 1.510 Avroya yükseltilmiştir.

 

           f)   Tam yatılı bakım (aylık)

·         3.basamak bakım durumu: 1.470 Avrodan 1.510 Avroya,

·         istisnai durumlar: 1.750 Avrodan 1.825 Avroya artırılmıştır.

 

 

2.Hizmet Sunumu Yönergesi

 

Avrupa Birliği ve Almanya genelinde hizmetlerin sunumuna ilişkin uygulamada kolaylıklar getirilmiştir. Avrupa genelinde hizmet sunan şirketlere hizmet verecek danışma merkezleri kurulacaktır. Bu merkezler, şirketleri özellikle izin prosedürü konusunda bilgilendireceklerdir. Danışma merkezleri tüm Avrupa genelinde şirketlere hizmet verecek ve böylece şirketlerin ilgili sorunlarının tek elde çözülmesi sağlanacaktır.

 

Danışma merkezlerinin kurulmasında Almanya’da eyaletler yetkili kılınmıştır. Şirketler tüm Avrupa genelinde aynı yetki ve bilgi ile donatılmış merkezler sayesinde yeknesak bürokratik uygulama içine alınmış olmaktadırlar.

 

 

3. Sanatçıların Sosyal Güvenliği

Sanatçılar sosyal sigorta prim oranı % 4,4’den % 3,9’a indirilmiştir.

 

 

 

4. İşveren İflas Aidatı

 

İşverenlerin iflas durumunda işçilerin ücretlerinin karşılanması için ödemekle yükümlü oldukları 2010 yılı iflas aidatı % 0,41 olarak belirlenmiştir.  Ekonomik kriz sonucu Federal İş Ajansı bünyesinde yönetilen iflas fonunda ortaya çıkan 1 milyar Avro’luk açığın kapanması için aidat bir yıl öncesine göre  % 0,31 oranında yükseltilmiştir. 

 

 

 

5. Yasal Kaza Sigortası

 

1 Ocak 2010 tarihinden itibaren emeklilik sigortası işletme müfettişleri işverenlerin yasal kaza sigortasına bildirdikleri bilgileri denetleyecektir. Kaza sigortaları bünyesine 4 Ocak 2010 tarihinden itibaren işçiler ve işverenlerin kaza sigortasına ilişkin tüm konularda bilgi alabilecekleri 0800/6050404 numaralı ücretsiz bilgilendirme telefonu hizmete girmiştir. 

 

6.Aile Yardımları

Çocuk Parası

 

1 Ocak 2010 tarihi itibariyle çocuk parası 20 Avro artırılmıştır.

 

2010 yılı çocuk parası miktarları:

1.çocuk için                184 Avro                                      

2.çocuk için                184 Avro                                     

3.çocuk için                190 Avro                                     

4. ve sonraki

her çocuk için             215 Avro                                     

 

Çocuk Muafiyet miktarı

Gelir vergisi çocuk muafiyet miktarı 6024 Avrodan 7008 Avroya yükseltilmiştir.

çocuk muafiyet miktarının artırılması sonucu eşlerinden ayrı çocuklarını yetiştiren ebeveynlerin çocukları için talep edecekleri nafaka miktarları da yükseltilmiştir. Buna göre 2010 Ocak ayı itibariyle bu miktarlar;

6 yaşını doldurmamış çocuklar için 317 Avro,

12 yaşını doldurmamış çocuklar için 364 Avro,

18 yaşını doldurmamış çocuklar için 426 Avro olarak belirlnmiştir.

 

 

 

7. Sosyal Güvenlik Primlerinin Gelir Vergisi Açısından Değerlendirilmesi

 

Bu güne kadar hastalık ve bakım sigortası primleri serbest çalışanlarda 2.400 Avroya, bağımlı çalışanlarda 1.500 Avroya kadar olmak üzere gelir vergisi denkleştirmesinde hesaba katılıp vergiden düşülebiliyordu. Ocak 2010 tarihi itibariyle vergiden düşülecek miktar 400 Avro artırılmıştır. Buna göre miktarlar, serbest çalışanlarda 2.800, bağımlı çalışanlarda 1.900 Avro olarak belirlenmiştir. Yeni düzenlemenin 16,6 milyon vergi mükellefline 10 milyar Avroluk tasarruf imkanı getireceği tahmin edilmektedir.

 

 

 

 

8. 2010 Yılında Sosyal Güvenlik Primlerine Esas Alınan Ücret Üst

  Sınırları  ve Prim Oranları

 

Ücret Üst Sınırları (Avro)

Eski Eyaletler

 

Yaşlılık Sigortası                               

Yıllık                                      66.000

Aylık                                        5.500

 

Madenciler Yaşlılık Sigortası

Yıllık                                      81.600

Aylık                                        6.800

 

İşsizlik Sigortası

Yıllık                                      66.000

Aylık                                        5.500

 

            Yasal Hastalık Sigortası

            Yıllık                                      45.000

            Aylık                                      3.750

           

            Bakım Sigortası

            Yıllık                                      45.000

            Aylık                                        3.750

 

            Yeni Eyaletler

 

Yaşlılık Sigortası                               

Yıllık                                      55.800

Aylık                                        4.650

 

Madenciler Yaşlılık Sigortası

Yıllık                                      68.400

Aylık                                        5.700

 

İşsizlik Sigortası

Yıllık                                      55.800

Aylık                                        4.650

 

            Yasal Hastalık Sigortası

            Yıllık                                      45.000

            Aylık                                        3.750

           

            Bakım Sigortası

            Yıllık                                      45.000

            Aylık                                        3.750

           

Sigorta Kolları                                                          Prim Oranları

(2010 yılında)

 

            Yaşlılık-malullük-ölüm sigortası                                % 19,9 (işveren ve işçi oranı yarı

yarıya)

            Madenciler yaşlılık sigortası                                      26,4 (işveren ve işçi oranı yarı

Yarıya)

            İşsizlik sigortası                                                         % 2,8 (işveren ve işçi oranı yarı

yarıya)

            Hastalık sigortası                                                       % 14,9 (işveren ve işçi oranı yarı

yarıya)

            Bakım sigortası                                                          çocuklu sigortalılar % 1,7 

çocuksuz sigortalılar % 1,95 ((işveren ve işçi oranı yarı

yarıya)

 

 

 

 

9. Yaşlılık Aylığı Alanlar İçin Ek Kazanç Sınırları

 

            01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasında

 

Asgari Kazanç Sınırları       (Avro)

                                                           Batı                 Doğu 

65 yaşını doldurmuş emekliler için her hangi bir kazanç sınırı bulunmamaktadır.

Tam Aylık                                          400,00             400,00

2/3 oranında                                       498,23             441,99            

1/2 oranında                                       726,75             645,99            

1/3 oranında                                       958,13            849,99            

 

Ortalama Gelir Sahipleri                 (Avro)

                                                           Batı                 Doğu 

65 yaşını doldurmuş emekliler için her hangi bir kazanç sınırı bulunmamaktadır.

Tam Aylık                                          400,00             400,00

2/3 oranında                                       996,45             883,98            

1/2 oranında                                       1.456,35          1.291,97                    

1/3 oranında                                       1.916,25         1.699,97                    

 

YüksekGelir Sahipleri                     (Avro)

                                                           Batı                 Doğu 

65 yaşını doldurmuş emekliler için her hangi bir kazanç sınırı bulunmamaktadır.

Tam Aylık                                          400,00             400,00

2/3 oranında                                       2.085,44          1.850,06                    

1/2 oranında                                       3.047,95          2.703,93                    

1/3 oranında                                       4.010,46         3.557,80                    

 

10. İşgöremezlik Aylığı Alanlar İçin Ek Kazanç Sınırları                         

 

01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasında                                                               

 

Tam İşgöremezlik aylığı                              Ek Kazanç Sınırı (Avro)

                                               Batı                 Doğu

¼ oranında aylık                                1.073,10          951,98

½ oranında aylık                                881,48             781,98            

            ¾ oranında aylık                                651,53             577,99

 

                                                                     

Kısmi İşgöremezlik aylığı                            Ek Kazanç Sınırı (Avro)

                                               Batı                 Doğu

Tam aylık                                           881,48             781,98            

½ oranında aylık                                1.073,10          951,98            

 

 

Dul Aylığı                                                    

                                                                       Batı                 Doğu

            Ana muafiyet miktarı                         718,08             637,03            

            Çocuk muafiyet miktarı                     152,32             135,13

 

            Yetim Aylığı                                      Batı                 Doğu

           

Ana muafiyet miktarı                         484.36             423.28

            Çocuk muafiyet miktarı                     152,32             135,13            

           

11. İşsizlik Parası Ödemeleri

 

İkinci basamak işsizlik parası uygulaması çerçevesinde, 17.06.2009 tarihi itibariyle ödenen mutat miktarlar yükseltilmiştir. Buna göre,

 

  • yalnız yaşayan hak sahibi için aylık 359 Avro,
  • evli olup aynı hanede yaşayan eşlerden her biri için aylık 323 Avro,
  • 15-25 yaşları arasında ve aile ile birlikte yaşayan her çocuk için aylık 287 Avro,
  • 7-14 yaşları arasındaki her çocuk için aylık 251 Avro ve
  • 0-6 yaşları arasındaki her çocuk için ise aylık 215 Avro ödenecektir.

 

     Yargı Kararları

Avrupa Birliği Adalet Divanı Kararları

1.Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın C 462/08 sayılı Kararı

 

Avrupa Topluluğu Adalet Divanı, üye ülke istihdam piyasasına dahil olan Türk vatandaşı ebeveynlerin çocuklarının Almanya’da bir meslek eğitimi almış olmaları halinde,  anne veya babaları Almanya’yı terk etmiş olsalar bile, Almanya’da  oturma izni alabileceklerine hükmetmiştir.

 

ATAD, 14 yaşına kadar Almanya’da anne ve babasıyla yaşayan ve 1989 yılında Türkiye’ye dönen ve 10 yıl sonra ikinci bir üniversite tahsili için Almanya’ya dönen bir Türk kızının davasına bakmıştır. Davacı Türk vatandaşının öğrenimi sonunda oturma izni başvurusu Berlin Eyaleti tarafından ebeveyninin artık Almanyada ikamet etmediği gerekçesiyle red edilmiştir.  ATAD bu bakış açısını reddederek, Türkiye Avrupa ortaklık hukukuna göre, çocuklardan istenilecek tek şartın, anne veya babadan birinin Almanyada 3 yıl boyunca düzenli iş piyasasında çalışmış olması olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, düzenlemenin amacının aile birleşimine yönelik olmadığını, yalnız iş piyasasına dahil olmuş ebeveynlerin çocuklarının da kolayca iş piyasasına dahil olmalarının sağlanması olduğuna hükmetmiştir

 

Alman Yargı Kararları

 

1.Federal Anayasa Mahkemesi’nin 9 Şubat 2010 Tarihli Kararı

 

Federal Alman Anayasa Mahkemesi 9 Şubat 2010 tarihli Kararıyla,  2005 yılında yürürlüğe giren, işsizlik yardımı ile sosyal yardım ödeneğini birleştiren Hartz IV Yasasında düzenlenen ikinci basamak işsizlik parası miktarının şeffaf olmadığını, özellikle çocuklar için belirlenen yardım meblağlarının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetmiştir.

Alman Anayasa Mahkemesi,  Hartz IV Yasasında öngörülen yetişkinlerin ve çocukların asgari yaşam koşullarının belirlenmesiyle ilgili düzenlemelerin, Anayasanın 1’inci maddesinde ifade edilen “İnsanlık onuru dokunulmazdır” ilkesi ve 20’nci maddesinde yer alan “Almanya sosyal bir devlettir” ilkesine uygun olmadığını saptamıştır.

Hartz IV Yasasına göre yardım miktarları, 01.07.2009 tarihi itibariyle yalnız yaşayan bir hak sahibi için aylık 359 Avro, evli olup aynı hanede yaşayan eşlerden her biri için 323 Avro, 18-25 yaşları arasında ve aileyle birlikte yaşayan her çocuk için 287 Avro, 7-15 yaşları arasındaki her çocuk için 251 Avro ve 0-6 yaşları arasındaki her çocuk için ise 215 Avro olarak hesaplanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu Kararına göre, Yasada belirlenen asgari gider tutarı, 1998'de yapılan gelir gider araştırmalarının kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayanmamaktadır. Güncel aylık yardım miktarının  belirlenmesi için 1998 yılı verilerine dayanan bu uygulamanın devam ediyor olması, dolayısıyla yasa koyucunun özellikle çocukların günlük yaşama ilişkin masraflarının belirlenmesinde çocukların somut gereksinimlerini ölçü almak yerine, çocuklara mutat yardım miktarının % 60, 70 ve 80’nini uygun görmesi, Anayasanın yukarıda anılan ilkelerine aykırı düşmektedir. Özellikle çocukların yaşamlarında mutlaka olması gereken okul kitap ve defterleri, hesap makineleri v.b. sosyal ve kültürel harcamaların yardım ödeneği miktarının hesabının dışında tutulması, muhtaç durumdaki çocukların gelecek şanslarını azaltmaktadır. Yasa, aynı zamanda küçük ve büyük çocukların yaşlarından kaynaklanan farklı ihtiyaçlarını nazarı dikkate almadan yardım miktarlarını belirlemiştir.

Anayasa Mahkemesi, yukarıda ifade edildiği üzere belirtilen miktarların yeniden hesaplanması için yasa koyucuyu 31 Aralık 2010 tarihine kadar yeni bir düzenleme yapması hususunda yükümlü kılmış, ancak nasıl bir düzenleme yapılması konusuna girmemiştir. Bu durumda, yardım miktarları yeniden belirlenene kadar hali hazırda geçerli olan yardım miktarları uygulamada kalacaktır.

 

 

2.Stuttgart İdare Mahkemesi’nin 21.09.2009 tarih ve 11K 3612/09 Sayılı Kararı

 

Stuttgart İdare Mahkemesi 21.09.2009 tarihli kararında, Alman Vatandaşlık Yasası’nın 12’nci maddesinin 1’inci fıkrası gereğince, 14 yaşındaki Türk vatandaşı bir kızın açtığı davada, davacı kızı haklı görerek, Türk vatandaşlığından çıkmadan da Alman vatandaşlığını alabileceğine ve böylece çifte vatandaş olarak kalabileceğine hükmetmiştir. Söz konusu karar karşı temyize gidildiğinden, karar geçerlilik hükmü kazanmamış, ancak temyiz dilekçesinin geri çekilmesi üzerine 16.01.2010 tarihinde kesinlik kazanmıştır.

 

Stuttgart İdare Mahkemesi’nin 16.02.2010 tarihli basın açıklamasına göre, anne ve abbası Türk vatandaşı olan davacı, 1995 yılında Almanya’da doğmuş olup, oturma izni sahibidir. Davacı, 2008 Nisan ayında Alman vatandaşlığına geçmek için başvurmuş, başvurusu Ağustos 2008’de reddedildikten sonra yaptığı itirazı da reddedilince davacı idare mahkemesinde dava açmıştır. Stuttgart İdare Mahkemesi davacı kızı haklı görerek, vatandaşlık dairesini davacı kızın Alman vatandaşlığına alınması için yükümlü kılmıştır.

 

Stuttgart İdare Mahkemesi karar gerekçesinde, Alman Vatandaşlık Yasasına göre davacının Alman vatandaşlığını alma hakkı bulunduğunu ve davacının çifte vatandaş olarak kalmasının kabul edilmek zorunda olduğunu tespit etmiştir. Mahkemeye göre davacının Türk vatandaşlığından çıkma işlemi kabul edilemez koşullara bağlıdır. Zira Türk Vatandaşlık Kanunu, en erken 18 yaşını doldurmuş kişilere vatandaşlıktan çıkma hakkı vermektedir. Mahkeme, vatandaşlıktan çıkmak için gerekli olan 4 yıllık bekleme süresini kabul edilemez olarak nitelemiştir.

3.Federal İdare Mahkemesi’nin 30.03.2010 tarih ve BverwG 1 C.8.09 sayılı Kararı

 

Federal İdare Mahkemesi, 30.03.2010 tarihli Kararında  İkamet Yasası’nın aile birleşimini düzenlenen 30’uncu maddesine  2007 yılında yapılan yasa değişikliğiyle eklenen aile birleşimi yoluyla Almanyaya gelecek eşin yeterli Almanca bilme zorunluluğu  şartının Anayasa’ya ve Avrupa Topluluğu hukukuna aykırı olmadığına karar vermiştir.

 

Federal İdare Mahkemesi, Almanya’da yaşayan babalarının yanına aile birleşimi yoluyla gelmek isteyen 1994 ve 2006 yılları arasında doğan 5 çocuk ve annelerinin açtığı davaya  bakmıştır. Davacı kadının eşi, 1998 yılından beri Almanya’da yaşamaktadır. Kendisi önce iltica başvurusunda bulunmuş, bu arada 2001-2006 yılları arasında Alman vatandaşı bir kadınla yaptığı evlilikten dolayı aldığı oturma izniyle Almanya’da ikamet  etmiştir. 2006 yılında Alman eşinden boşanan baba, Türkiye’de yaşayan çocuklarının annesi ile evlenmiştir. 2007 Temmuz ayında davacı aile, aile birleşimi vizesi için başvurmuş, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği 2008 yılında vize başvurusunu reddetmiştir. Ailenin Berlin İdare Mahkemesinde açtığı itiraz davası da annenin okur yazar olmaması ve yeterli Almanca bilmemesi nedeniyle aile birleşimi için gerekli dil şartının yerine getirilmemesi nedeniyle reddedilmiştir.

 

Federal İdare Mahkemesi Kararında, Berlin İdare Mahkemesi’nin kararını onaylamıştır. Buna göre, Almanya’ya aile birleşimi yoluyla gelen eşin sözlü ve yazılı olarak yeterli Almanca bilgisine sahip olma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu düzenleme yabancıların uyumlarına yönelik ve aynı zamanda zorla yapılan evlilikleri önleyici bir uygulamadır. Uygulama üçüncü ülke vatandaşlarının aile birleşimini düzenleyen Avrupa Konseyinin 2003/86/EG sayılı Yönergesine de aykırı değildir. Anılan Yönerge, üye ülkeleri aile birleşimine ilişkin düzenlemeler yaparken entegrasyona yönelik önlemler getirilmesine yetkili kılmaktadır. Diğer taraftan dil öğrenme şartı Anayasa’nın 6’ncı maddesinde öngörülen devletin ailenin bütünlüğünü koruma yükümlülüğü ilkesine de aykırı değildir. Zira bu ilke yabancıya aile birliğinden dolayı bir ikamet hakkı tanımamaktadır. Bu ilke kamu çıkarıyla kişisel çıkarlar arasında bir denge sağlamakta, yabancıdan yapamayacağı bir şey talep edilmemekte ve yabancının sadece Almanca dilini öğrenene kadar geçici olarak Almanya’ya gelmesine izin verilmemektedir. Bu bağlamda düzenleme yasal olup, Ayayasa’ya aykırı değildir. Düzenlemenin özel durumlara ilişkin istisnai bir uygulama içermemesi de Anayasa’ya aykırılık teşkil etmemektedir. Başvuru sahibinin kendi sorumluluğu dışındaki nedenlerden dolayı dili belli bir sürede öğrenememe durumunda ise, yabancının mağduriyetini önlemek amacıyla, 16’ncı maddenin 5’inci fıkrasına göre Almanca öğrenme amaçlı süreli oturma izni verilebilmektedir.

 

Federal İdare Mahkemesi, Berlin Mahkeme’sinin red kararını, davacı kadının ülkesinde bir yıl zarfında okuma yazma öğrenerek, akabinde yeterli Almanca öğrenebilmesinin mümkün olması nedeniyle ölçüsüz bir önlem olarak değerlendirmemiştir. Mahkeme’ye göre, çocukların ve annenin yaşamlarının odak noktasınının bugüne kadar Türkiye’de  bulunması, Almanya’da yaşayan babanın onların yanına gitmesi yoluyla aile birliğininin sürdürülmesi mümkün olacağından ve böyle bir idari talebin de orantısız bir talep sayılamayacağından red kararı hukuka uygun alınmıştır. Mahkeme diğer taraftan  düzenleme ile belli ülke vatandaşlarına  aile birleşimi koşulu olarak dil öğrenme zorunluluğu getirilmemiş olmasının Alman Devletinin dış ilişkilerinin düzenlenmesinde ilişkide olduğu ülkelere karşı bir takdir hakkının bulunması gerekçesiyle eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediğine de hükmetmiştir. Diğer taraftan Mahkeme, Türkiye-Avrupa Birliği ortaklık hukuku açısından da Türk vatandaşı yararına bir hüküm bulunmadığı tespit etmiştir.

 

4.Federal İş Mahkemesi’nin 28.02.2010 tarih ve 2 AZR764/08 sayılı Kararı

 

Federal İş Mahkemesi işverenin yazılı talimatını yetersiz Almanca dil bilgisi nedeniyle anlayamayan uzun zamandan beri işyerinde çalışan işçinin hizmet sözleşmesinin bu nedenden dolayı işverence feshini Genel Eşitlik Yasasına aykırı olmadığına ve geçerli olduğuna hükmetmiştir.

 

Federal İş Mahkemesi’nde  görülen davada, İspanyol vatandaşı işçi, 29 yıldan beri bir otomobil firmasında çalışmakta ve işverenin üretime yönelik yazılı talimatlarını anlamamaktadır.  İşçi çalıştığı sırada Almanca dil kursu görmesine rağmen, dili ilerletmesi için gerekli kurslara davam etmeyi reddetmiştir. İşverenin üretime yönelik yaptığı kalite kontrolü esnasında işçinin talimatları anlamadığı ortaya çıkmıştır.

 

5.Federal İdare Mahkemesi’nin 27.05.2010 tarih ve BverwG 5 C.8.09 sayılı Kararı

 

Federal İdare Mahkemesi, Alman Vatandaşlık Kanunu’nun 8’inci maddesine göre, Almanca okuma yazma bilmeyen yabancıların, Alman vatandaşlığına geçiş hakkı bulunmadığına hükmetmiştir.

 

Federal İdare Mahkemesi’nde  1970 yılında Türkiye’de doğan bir Türk vatandaşının davası görülmüştür. Davacı, 1989 yılında eşiyle beraber Almanya’ya gelmiş ve siyasi mülteci olarak kabul edilmiştir. Okuma yazma bilmeyen davacı, 1995 yılından beri süresiz oturma iznine sahiptir. Karlsruhe Vatandaşlık Dairesi, 2002 yılında Almanca okuyup yazamadığı  gerekçesiyle davacının Alman vatandaşlığına geçiş  başvurusunu reddetmiştir.

Davacı Türk vatandaşının başvurduğu Karsruhe İdare Mahkemesi, Vatandaşlık Dairesini yabancıyı vatandaşlığa alınması için yükümlü kılmıştır. Karsruhe İdare Mahkemesi, yabancının kişisel durumu ve uyuma ilşkin çabaları göz önüne alındığında Almanca bilmemesinden dolayı suçlanamayacağını ve vatandaşlığa alınma hakkı bulunduğu şeklinde hüküm vermiştir. Bir üst mahkeme olan Eyalet İdare Mahkemesi ise, kararında Alman dili bilme şartına bu denli ağırlık veren vatandaşlık dairesinin takdir hakkını kullanırken hata yaptığını saptamıştır.

 

Davaya bakan Federal İdare Mahkemesi, davacının hem eski hem de yeni vatandaşlık düzenlemesine göre vatandaşlığa alınması için talep hakkı bulunmadığını tespit etmiştir. Federal İdare Mahkemesi,  idare mahkemelerinin  8’inci madde hükmüne göre, vatandaşlığa geçişte vatandaşlık dairelerinin yalnız takdir haklarını doğru kulanıp kullanmadıklarını denetleyebileceklerini belirtmiştir. Bu bağlamda, vatandaşlık dairesi, okuma yazma bilmemenin hastalık veya zihinsel engellilik gibi nedenlerden kaynaklanmadığı istisnai haller dışında, tüm yasal şartların yerine getirilmesine rağmen yabancıya Alman vatandaşlığına vermekle yükümlü değildir. Bu durumda vatandaşlık başvurusunun reddi, takdir hakkının hatalı kullanılması anlamına gelmemektedir.  Vatandaşlık Dairesi, red kararında başvuru sahibinin okuma yazma öğrenmek için çaba göstermediği, okuma yazma bilmemesinin kendi kusuru olduğu suçlamasında bulunabilir. Diğer taraftan, yabancının Almanyaya uyumu için çaba gösterip önemli kazanımlar kaydettiği durumlarda, takdir kararında bu durumu göz önüne alınabilir. Ancak, bu durumda da Federal İdare Mahkemesi’ne göre vatandaşlığa alınma yolunda talep hakkı doğmamaktadır.

 

6.Federal İş Mahkemesi’nin 2AZR 541/09 sayılı Kararı

 

Federal İş Mahkemesi, bir işçinin hizmet sözleşmesinde öngörülen yükümlülüklerini kasten ihlal etmesi halinde, bu ihlalden dolayı işverene verilen zarar çok küçük de olsa, işverenin iş akdini ihbarsız feshedilebileceğine hükmetmiştir. İş akdinin feshi Medeni Kanun’un 626’ncı maddesinin 1’inci fıkrasına göre yapılmaktadır. Bu hüküm, iş akdinin hangi durumlarda ve hangi nedenlere dayanılarak feshini tadat etmediğinden, iş akdinin feshi, ancak somut bir ihlal vak’asında işverenle işçi arasındaki menfaat ilişkisine bakılarak, iş ilişkisinin bugüne kadar olan tüm şartları dikkate alınarak yapılmaktadır. Bunlar, özellikle işçi ve işveren arasındaki güven ilişkisi,  bu güven ortamına verilen zararın miktarı, işverenin talimatlarına uyulmasının derecesi, ihlalin ortaya çıkardığı ekonomik zarar gibi durumlardan oluşmaktadır. Bu koşulların hepsinin tek tek sayılması mümkün değildir. Bu bağlamda yapılan ihlal nedeniyle sözleşmenin feshinin uygun bir önlem olarak algılanması gereklidir. Belli durumlarda, iş sözleşmesinin feshi yerine işveren tarafından verilebilecek bir ihtarla, iş ilişkisinin devam etmesi sağlanabilmelidir.

 

7.Federal İş Mahkemesi’nin  10 AS 2/10 ve 10 AS 3/10 sayılı Kararı

 

Federal İş Mahkemesi, sendikalar hukukunda bir iş kolunda bir sendika ve bir toplu iş sözleşmesi ilkesinden ilk defa vazgeçerek, sendikalar arasında rekebet yolunu açmıştır. Bilindiği üzere, Almanya’da sendikalar “endüstri birliği ilkesi”ne (Industrieverbandsprinzip) göre kurulmuştur. Bu ilke, belirli bir işkolunda (üretim alanında) (örneğin, “madencilik”) veya birden fazla işkolunda (örneğin, “kağıt”, “kimya”, “seramik”) çalışan tüm işçi ve müstahdemlerin “tek sendika” tarafından temsil edilmesini öngörmektedir. Bu ilkeye göre,  belirli bir “işletme” çalışanlarını “tek sendika” temsil etmektedir.

 

Bu örgütlenme biçiminin sonucu olarak, belirli bir işkolunda kurulu işletmelerde çalışanları  o işkolunda faaliyet gösteren sendika temsil etmekte; toplu pazarlık ve iş sözleşmesi akdetme yetkisi o sendikaya ait olmakta; belirli bir işkolunda birden fazla sendika bulunmadığı için yetki uyuşmazlığı doğmamaktadır. Federal İş mahkemesi’nin yeni içtihatına göre böylece bu ilkeden vazgeçilmektedir.

 

 İşveren sendikaları, yeni içtihatın meslek sendikalarının sayısını ve dolayısıyla grev sayısısnı artıracağından endişe ettiklerini, toplu sözleşmelerde çok daha fazla tarafla pazarlık yapmak zorunda kalacaklarını  ifade etmişlerdir.

 

8. Federal İş Mahkemesi’nin 19.08.2010 tarih ve 8 AZR 370/09 sayılı Kararı

 

Genel Eşit Muamele Yasası’na göre ayrımcılığa uğradığını iddia eden  iş başvurusu sahibinin, somut olarak ayrımcılığa uğramış olması için, başvurunun açık işyerinin gerçekten mevcut olduğu anda yapılmış olması gerekmektedir.

 

Davalı firma 2007 Aralık ayında bir açık işyeri ilanı vermiştir. Firma engellilerin başvuruda dikkate alınması  açısından Yasanın öngördüğü işlemleri ve İş Ajansına yapılması gereken beyanı yapmamıştır. Firma 2007 Aralık ayının ortasında bu açık işyeri için bir kişiyi istihdam etmiş ancak işyeri ilanını internet sitesinden kaldırmayı ihmal etmiştir.  Davacı engelli bir kişidir. 29 Aralık’da davalı firmanın ilanını gören davacı, aynı gün daha önce bir kişinin bu iş yerine yerleştirildiğini bilmeden başvuru yapmıştır. Başvurusunun reddedilmesi üzerine işverenden, Genel Eşit Muamele Yasası’na göre engelli olduğundan dolayı nazarı dikkate alınmayarak ayrımcılığa uğradığı iddiasıyla tazminat talep etmiştir.

 

Davacının başvurusu tüm yargı yollarında başarısız kalmıştır. Federal İş Mahkemesi, davacının açık işyerine başvuru yapması ile Genel Eşit Muamele Yasası anlamında çalışan sayıldığını kabul etmiştir. Ancak  firmanın davacının başvurusunu yapmadan önce bir kişiyi istihdam ettiğinden ve iş ilanında başvuru için bir süre verilmediğinden davacının çalışan olarak mağdur edilmesi mümkün değildir.

 

9. Federal İş Mahkemesi’nin 19.08.2010 tarih ve 8 AZR 530/09 sayılı Kararı

 

Bir iş ilanının genç bir kişi aranıyor şeklinde verilmesi Genel Eşit Muamele Yasası anlamında yaşlılara ayrımcılık açısından yasanın ihlali anlamına gelmektedir.

 

1958 doğumlu davacı bir hukukçudur. Davacı 2007 yılında davalı tarafından çıkarılan bir hukuk dergisinde çalışmak üzere başvurmuştur. Davacı verdiği iş  ilanını, “hukuk dergisi için genç bir hukukçu aranmaktadır” şeklinde formule edilmiştir. Davacının yaptığı başvuru  mülakata da gerek görülmeden reddedilmiştir. Davacının yerine 33 yaşında bir hukukçu işe yerleştirilmiştir. Bunun üzerine davacı davalıdan yaşından dolayı ayrımcılığa uğradığı iddiasıyla bir yıllık maaşı üzerinden 25.000 Avro tazminat talep etmiştir.

 

İş Mahkemesi davalıyı bir maaş üzerinden tazminat ödemeye mahkum etmiştir.  Eyalet İş Mahkemesi ise, hem davalının hem de davacının bu karara itirazını reddetmiştir. Federal İş Mahkemesi, Eyalet İş Mahkemesi’nin kararını onaylamıştır. Federal İş Mahkemesi, davacının verdiği iş ilanının Genel  Eşit Muamele Yasası’nın 7’nci maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi yasağına aykırı verilen  bir iş ilanı olduğunu ve böyle bir ilan ile  Genel  Eşit Muamele Yasası’nın 11’inci maddesinin ihlal ettiğine hükmetmiştir. Bu maddeye göre iş ilanları  10’uncu madde anlamında işin özel yapısı nedeniyle çalışanın yaşına ilişkin geçerli sebep bulunduğu durumlar hariç,  çalışanın yaşı açısından nötür olarak verilmek zorundadır. Bu nedenle, davalının verdiği ilan bu ilkeyi ihlal etmekte ve davacının yaşından dolayı işe alımadığınına kanıt teşkil etmektedir. Bununla davalı çalışanın yaşına yönelik ayrımcılık yasağının ihlal edilmediğini geçerli sebeplerle kanıtlayamadığı için davacının tazminat talep etme hakkı doğmuştur. Eyalet İş Mahkemesinin tespit ettiği tazminat miktarı temyiz açısından itiraz edilemiyecek bir miktardır. Çünkü davacının, ayrımcılığın olmaması durumunda, işverenin kendisini tüm adaylar arasından tercih ederek işe yerleştireceğini kanıtlayamadığından dolayı talep ettiği bir yıllık ücreti istemeye hakkı bulunmamaktadır.

 

10.Federal İş Mahkemesi’nin 21.09.2010 tarih ve 9 AZR 510/09 sayılı Kararı

 

İşveren işçisine izin süresince ücretini ödemekle yükümlüdür. İzin boyunca ödenen ücret Federal İzin Yasası’nın 11’inci maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci cümlesinin hükmüne göre işçinin izne ayrılmadan önce çalıştığı son 13 haftalık  ücretin ortalamasına göre belirlenmektedir.

 

Davacı, ödünç işçi veren davalı firmada  2007 yılı Aralık ayına kadar ödünç işçi olarak istihdam edilmiştir. Ödünç İşçi Verilmesine İlişkin Toplu Sözleşmenin (MTV BZA) 13’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının 1’inci cümlesine göre, ödünç verilen işçilerin izin süresince toplu sözleşmelerle belirlenen ücret ve tatil günleri için öngörülen ücreti talep etme hakları bulunmaktadır. Davacı ve davalı ayrıca hizmet akdinde ödünç işçi veren firmada yapılacak diğer işler için saat başına 6,96 Avro ve  gece işleri için de saat başına 0,81 Avro ek ücret üzerinde anlaşmışlardır. Davalı işveren anılan ücreti işçinin izni  boyunca ödememiştir. Bu nedenle davacı işçi bu süre için izin parası olarak toplam 936,06 Avro işverenden talep etmiştir.

 

Davacının davası ön yargı yollarında reddedilmiştir.  Ancak Federal İş Mahkemesi Ödünç İşçi Verilmesine İlişkin Toplu Sözleşmenin (MTV BZA) 13’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının 1’inci cümlesinin toplu sözleşme dışında hizmet akitlerinde işçi ve işveren tarafından ayrıca belirlenen ücretleri sarfı nazar etmediğine karar vermiştir. Anılan madde, sadece toplu sözleşmelerle belirlenen izin ücretlerini belirlemektedir ve  Federal İzin Yasası’nın 11’inci maddesinin 1’inci fıkrasının 1’inci cümlesinin hükmünden farklı değildir. Bu nedenle Federal İş Mahkemesi,  işçinin hizmet akdinde öngörülen izin parası hakkının bulunduğuna hükmetmiştir. 

 

 

11.Federal İdare Mahkemesi’nin 1 C 17.09 tarih ve 16 Kasım 2010 tarihli Kararı

 

Federal İdare Mahkemesi, ziyaret amaçlı bir Schengen-vizesi ile  Almanya’ya geldikten sonra bir Alman vatandaşı ile Danimarka’ya giderek  evlenen bir yabancının, eşinin yanında Almanya’da ikamet edebilmesi için Almanya’da ikamet başvurusu yapmadan önce, yurtdışından gerekli aile birleşimi vize prosedürünü uyarak  aile birleşimi  çerçevesinde vize alarak Almanya’ya gelmesi gerektiğine hükmetmiştir.

 

Mahkeme, 2007 yılında  ziyaret amaçlı Schengen vizesi ile Almanya’ya gelen bir Beyaz Rus vatandaşının davasına bakmıştır. Davacı kadın Aralık 2007 yılında Danimarka’da bir Alman vatandaşı ile evlendikten sonra, tekrar Almanya’ya gelmiş ve aile birleşimi amaçlı oturma izni başvurusunda bulunmuştur. Yabancılar dairesi, davacının Almanya’da sürekli kalabilmesi için gerekli vize ile Almanya’ya gelmediği gerekçesiyle kadının başvurusunu reddederek, kadına sınırdışı kararı ihbarında bulunmuştur.

 

Yabancılar Uygulama Yönetmeliğinin 39’uncu maddesinin 3 no’lu hükmünde geçerli bir Schengen vizesi ile Almanya’ya giren bir yabancının, sonradan ortaya çıkan özel bir durum nedeniyle ikamet izni alma şartlarını yerine getirmesi halinde, Almanya’da ikamet izni başvurusunda bulunabileceği öngörülmektedir. Ancak anılan maddeyle düzenlenen durum davacıda mevcut değildir. Zira davacı Almanya’ya ilk defa girdikten sonra değil, Almanya’dan Danimarka’ya gidip evlenmiş ve tekrar Almanya’ya dönmüştür. Bu bağlamda, bahsi geçen maddede öngörülen özel şartlar Almanya’da ortaya çıkmamıştır.

 

Diğer taraftan İkamet Kanununun 5’inci maddesinin 2’nci fıkrasının 2’nci cümlesine göre, bir oturma izni, yerleşme izni veya Avrupa  Birliği sürekli ikamet izni verilmesi, yabancının gerekli olan bilgileri vize talep dilekçesinde doğru beyan etmiş olması şartlarına bağlıdır.

 

Ancak davacının tutumu  ikamet kararı verilmesinde davacı lehine tüm takdir yollarını kapamaktadır. Federal İdare Mahkemesi,  yabancının Schengen vizesi başvurusunda evleneceğini önceden bilmesine rağmen sadece ziyaret amacıyla Almanyaya gideceğini beyan etmiş olduğundan ve yanlış beyanın hukuksal sonuçları hakkında da bilgilendirildiğinden, ikamet izni başvurusunda bulunamayacağına ve İkamet Kanununun 55’inci maddesinin 2’nci fıkrasının 1 no’lu hükmüne göre sınır dışı edileceğine hükmetmiştir.

 

 

 

12.Federal İş Mahkemesi’nin 8 Aralık 2010 tarih ve 10 AZR 671/09 Kararı

 

İşverenin her yıl sonunda ileride ödemeyeceğine dair bir imada bulunmadan  noel parası adı altında bir  ödemede bulunması halinde, işçiler, işverenin her yıl sonunda kendilerine noel parası ödemekle yükümlü olduğunu  kabul edebilirler. Hizmet sözleşmesinde yer alan açık veya transparan olmayan bir  hüküm böyle bir talep hakkının oluşmasını engelleyemez.

 

1996 yılından beri davalı firmada çalışan davacıya, davalı işveren 2002 yılından 2007 yılına kadar her yıl sonunda brüt aylık ücreti kadar Noel parası ödemiştir.  İşveren, Noel parasını öderken, ileride yapılabilecek ödemeyle ilgili bir çekince dile getirmemiştir. Ekonomik kriz nedeniyle davacı işveren 2008 yılında hizmet sözleşmesinin “yasal veya toplu sözleşmelerde öngörülmeyen primler dışında, işverenin ek ödemeler, tatil parası, noel parası gibi ödemeler yapması halinde, işveren bu ödemeleri, herhangi bir hukuksal yükümlülük altına girmeden  gönüllü olarak yapmıştır. Bu nedenle belli bir iptal süresine  tabi olmadan her zaman bunlardan vazgeçebilir.” şeklindeki maddesine dayanarak noel parasını ödememiştir.

 

Davacı işçi İş Mahkemesine giderek 2008 yılı için noel parası ödenmesini talep etmiştir. Davacı işveren hizmet sözleşmesinde öngörülen bu tür ödemelerin gönüllü olarak yapıldığına dair şartın böyle bir talep hakkının ortaya çıkmasını önlediğini iddia etmiştir. İş Mahkemesi davacının başvurusunu haklı görmüş, Eyalet İş Mahkemesi de davalının itirazını reddetmiştir.

Temyiz mahkemesi olan Federal İş Mahkemesi de davacıyı haklı bulmuştur. Federal İş Mahkemesi’ne göre, her ne kadar hizmet sözleşmesinde yer alan bir hükümle böyle bir ödemeden sarfı nazar edilmesi mümkün olsa da, ancak genel sözleşme hükmü olarak sözleşmeye dahil olan bu şartın çok anlamlı olmaması, açık ve anlaşılır ifade edilmesi gereklidir. Davacı tarafından hizmet sözleşmesine alınan hüküm açık ve düzgün ifade edilmemiştir. Bu hüküm işverenin defalarca yaptığı ödemeden çıkarılan anlamı geçersiz kılmaya uygun değildir. Hüküm işverenin gönüllü olarak böyle bir yükümlülük altına girmek istediği şeklinde de anlaşılabilmektedir.

 

 

 

13.Münih İdare Mahkemesi’nin 09.02.2011 tarih ve M 23 K 10.1983 sayılı Kararı

 

Münih İdare Mahkemesi, ATAD’ın 19.02.2009 tarih ve C-228/06 sayılı Kararıyla Almanya tarafından yürürlüğe konulmuş zorunlu vize uygulamasının, Almanya’ya hizmet sunmak ve almak amacıyla gelen vatandaşlarımız açısından 23 Kasım 1970 tarihli Katma Protokolün 41’inci maddesinin 1’inci fıkrasına aykırı olduğunu tespit eden kararını teyit eden Türk vatandaşlarının Almanya’ya hizmet almak ve sunmak üzere vize alma zorunlulukları bulunmadan gelebileceklerine yönelik 09.02.2011 tarih ve M 23 K 10.1983 sayılı bir karar almıştır.

 

Münih İdare Mahkemesi, ABD’den Türkiye’ye gitmek isterken Münih’te aktarma yapan ve Türkiye uçağını kaçıran, Almanya vizesi bulunmadığı iddiasıyla havaalanı yakınında bir otelde konaklamasına izin verilmemesi üzerine geceyi havaalanının transit bölümünde geçirmek zorunda kalan bir Türk vatandaşının Almanya’ya karşı açtığı davada Türk vatandaşı lehine karar vermiştir.

 

Münih İdare Mahkemesi, kararında, davacının Almanya’da hizmet alımı amacıyla, özellikle turistik amaçla, ikamet izni olmaksızın vizesiz giriş yapma ve Almanya’da 3 aya kadar ikamet etme hakkına sahip olduğunu tespit etmiştir.  

 

Münih İdare Mahkemesi’nin kararının her türlü aktif ve pasif hizmet sunma özgürlüğünün Türk vatandaşları açısından Yabancılar İkamet Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının 1 no’lu hükmünde zikredilen vizeye tabi olmayan diğer ikamet türleri kapsamı alanında değerlendirilmesi gerektiği, Katma Protokolün 41’inci maddesinde öngörülen mevcut durumda kötüleştirme yapılamaz ilkesinin (Stillstandklausel) koruma alanına girdiği için Türk vatandaşlarının vizeye tabi olamayacağı ve Almanya’nın hizmet sunumuna ilişkin vize uygulamasının hukuka aykırı olduğu, bundan dolayı Türk vatandaşlarının her türlü hizmet sunmak ve almak amaçlı seyahatlerinin vizeden muaf olması gerektiği düşünülmektedir.

 

 

14. Federal İş Mahkemesi’nin 27 Ocak 2011 tarih ve AZR 483/09 sayılı Kararı

 

Bir iş başvurusu yapan hamile bir kadının hamilelik durumunu bilen işverenin işyerine kadın yerine bir erkeği alması halinde,  hamile kadının cinsiyetten kaynaklanan bir ayrımcılığa uğradığını kanıtlayabilmesi için, hamileliğin dışında cinsiyetten dolayı ayrımcılığa uğradığını tahmin edilebilir gösteren başka olguları da açıklaması gereklidir. Anılan durumun kanıtlanması için zor şartlar ileri sürülemez.

 

Davacı kadın davalı işveren yanında enternasyonal marketing bölümünde çalışırken, bu bölümün başında bulunan kişinin 2005 Eylül ayında işten ayrılması üzerine bu pozisyonda çalışmak üzere başvurmuştur. Ancak işveren bu yere hamile olduğunu bildiği davacının yerine bir erkeği yerleştirmiştir. Davacı kadın bunun üzerine hamile olduğu için cinsiyetten dolayı ayrımcılığa uğradığını iddia ederek, işverenin kendisine tazminat ödemesini talep etmiştir.  Ancak davalı işveren hamileliğin  seçimde rol oynamadığını, erkek aday için nesnel sebeplerin işe yerleştirmede rol oynadığını ileri sürmüştür.

 

İş mahkemesi davacıyı haklı görmüştür. Bir üst mahkeme olan Eyalet İş Mahkemesi ise davacıyı haksız bulmuştur. Federal İş Mahkemesi, Eyalet İş Mahkemesi’nin kararını iptal ederek, davayı iade etmiştir. Federal İş Mahkemesine göre, davacı kadın cinsellikten dolayı ayrımcılığa uğradığını tahmin edilebilir gösteren olguları belirtmiştir.  Davanın yeniden görüldüğü Eyalet İş Mahkemesi, davacının ortaya koyduğu olgular davacı kadının cinsiyetten dolayı ayrımcılığa uğradığını tahmin edilebilir göstermediğinden, davayı yeniden reddetmiştir. Davacının davayı tekrar temyiz etmesi üzerine Federal İş Mahkemesi, Eyalet İş Mahkemesi’nin kararını,  olguların tespitinde ve cinsellikten dolayı ayrımcılığa uğramış olmasına ilişkin tahmin hususunda hukuksal  hata bulması gerekçesiyle tekrar iptal ederek,  davayı bu  kıstaslara göre karar vermesi için Eyalet İş Mahkemesi’ne geri göndermiştir. 


 
ALMANYA / Germany
Mevzuat ve Uygulama Değişiklikleri
İSVEÇ / Sweden
Yabancı Sigorta Kurumları İletişim Adresleri / Correspondent Addresses of Foreign Insurance Institutions
Yurtdışına Atama (Mayıs 2016) Yapılan Temsilcilik Listesi / List of Appointments
Gürcistan İşbirliği Anlaşması
 
Copyright © 2015 Yurtdışı İşçi Hizmetleri Uzmanları Derneği
         
DERNEĞİMİZ

Tarihçe / History
Yurtdışı İşçi Hizmetleri Uzmanı / Expert on Services for Workers Abroad
Anayasal Dayanak / Constitutional Background
Yönetim Kurulumuz / Governing Body
FAALİYETLER

Çalışma / Labour
İstihdam ve Sosyal Güvenlik Terminolojisi / Employment and Social Security Glossary
Sosyal Güvenlik / Social Security
Göç / Migration
Hukuki / Juridical (Legal)
ÜLKELER

ALMANYA / Germany
İSVEÇ / Sweden
Yabancı Sigorta Kurumları İletişim Adresleri / Correspondent Addresses of Foreign Insurance Institutions
Yurtdışına Atama (Mayıs 2016) Yapılan Temsilcilik Listesi / List of Appointments
GALERİ
Fotoğraf Galerisi
Video Galerisi
DİĞER
Mevzuat
Güncel
Makaleler
Sık Sorulan Sorular
İletişim